|
|
|
Öbür gün 17 Nisan Oktay Akbal |
Öbür gün 17 Nisan...
"ABECE" dergisinin kapağı: Bir mezarlık. Birçok mezar taşı... Her birinde bir yazı: İlköğretmen Okulu, Eğitim Enstitüsü, Yüksek Öğretmen Okulu, Köy Enstitüsü... Burası, Milli Eğitim Bakanlığı Mezarlığıdır!..
Öbür gün 17 Nisan! Hem, bir bayram günü, coşkuyla, mutlulukla kutlanacak bir önemli tarih yaprağı. Hem de, üzüntüyle yaşanacak bir kara gün!.. Ne var ki yarınlarımızın daha güzel, daha aydınlık, daha mutlu olmasını özleyenler umutsuzlukları aşan bir birliktelik, bir inançla bir kez daha 17 Nisan'ı yaşatacaklar. Yurdun birçok köşesinde yaşlanmış, ama gençliklerini yitirmemiş Köy Enstitülüler, ülkemizdeki eğitim ve öğretim çıkmazlarından kurtuluş yollarını, yazılarıyla, konuşmalarıyla, davranışlarıyla göstereceklerdir.
Bir düşünsek ya, aydınlıkların, bilimin, insanlığın düşmanı politikacıların yıktığı Köy Enstitüleri 1950'lerden bugünlere kadar yaşayabilseydi; binlerce, on binlerce bilinçli öğretmen, aydınlık aydın yetiştirebilseydi toplumda şu anlamsız tartışma sürdürülebilir miydi: "Zorunlu öğretim kesintisiz mi olsun kesintili mi olsun?" Böyle bir soruyla karşılaşılmazdı bile, önemli olan halkımızın bilim ve kültür ışığına kavuşması ise, tutulacak yol belliydi, çağdaş eğitim, tüm Türk halkının belli bir öğretim sürecinden geçmesi, bunun da laik, demokratik çizgide olması...
"Sürer, eker, biçeriz güvenip ötesine - Milletin her kazancı milletin kesesine." ...Buydu türküleri, buydu varmak istedikleri amaç; halktan, uygarlıktan yana bir Türkiye'nin kurulması, ilkelliklerden, geriliklerden, bilim dışı tutum ve inançlardan uzak, gerçek anlamda Atatürk devrimine yaraşan bir Türkiye'nin yaratılması...
İstemediler, kendi çıkarları açısından zararlı gördüler, düşünün ki Mahmut Makal'ın kitabı "Bizim Köy" çıkar çıkmaz nasıl şiddetli saldırılarla karşılaştı! Makal, bir süre gözaltına bile alındı. Neydi suçu? Bir öğretmen olarak atandığı Nurgöz köyünün, Nevşehir köylerinden birinin gerçek koşullarını sergilemesi... Ki, daha 1908'de Ebu Bekir Hazım Bey "Küçük Paşa" adlı romanında Niğde, Nevşehir köylerinin acılı, sert, acımasız yaşamını en keskin çizgileriyle göz önüne sermişti. 1908'den 1949'a kadar geçen kırkbir yılda köylerin, köylülerin yaşamlarında bir değişme, bir gelişme oldu mu? Açın karşılaştırın "Bizim Köy"le, "Küçük Paşa"yı hiçbir fark göremezsiniz.
Her yıl 17 Nisan'ları acılı, hüzünlü bir bayram olarak kutluyoruz. Hasan Ali'yi, Tonguç'u, köyleri, köy insanını çağdaş yaşama kavuşturma yolundaki çalışmalarda büyük katkıları olanları, saygıyla anıyoruz. Köy Enstitüsü çıkışlıların çok büyük bölümü bugün bile gençtir, inançlıdır, davaya bağlıdır. Ülkenin sağlam bir temel eğitimden, köylüsüyle, kentlisiyle, kasabalısıyla bir uygarca öğretimden geçmesi gerektiğine inanmaktadır. Başaran'lar, Apaydın'lar, Makal'lar, Baykurt'lar, Nebi Dadaloğlu'lar aramızda bulunan bulunmayan nice Köy Enstitüsü çıkışlı arkadaşlar, hepsi ilerlemiş yaşlarına karşın, bugün göreve çağrılsalar, nerede olursa olsun koşarak gitmeye hazırdırlar. Tek halkımız gerçek kurtuluşa kavuşsun, bağnazlık, yobazlık, gerilik çemberi kırılsın!
Görüyorsunuz tehlike dün bağıra bağıra geliyordu. Bugün kapımıza dayandı! Takkeli, sakallı, ilkel kafalı adamlar Türk halkının Afganistan'daki, İran'daki koşullara döndürülmesi için canla başla savaş veriyor! İlk, en önemli hedef çocuklarımızdır, onları çağdaş bilgilerden koparmak, kendi amaçlarına uygun militanlar haline sokmaktır. Aydınlanmacılar, sanat ve kültür adamları, gerçek eğitimciler, kısacası bilinçli Türk halkı bu oyuna gelmemelidir.
Bir gün elbet güzel özlemlerin gerçekleşeceğine, eğitim savaşçılarına inanarak, 17 Nisan bayramını kutlamak isterim.
Oktay Akbal
Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/1997/04/15/yazar/akbal.html
|
|