"Enstitü öğrencisi iş yaşamı içinde, iş aracılığı ile, iş için eğitilir."
|
ÇOCUKLARIN O ZAMANA KADAR NEREDEYSE HAPSEDİLMİŞ BİR DURUMDAKİ ENERJİLERİ TÜM GÜCÜYLE PATLADI VE ÖGRENME YOLUNA DÖKÜLDÜ.
|
Yazarın, K. E. konusunda önceden verilmiş olumlu ya da olumsuz bir yargısı yoktu. İnceleme boyunca kendiliklerinden belirmiş olan noktalar, yazara çok önemli bir eğitim olayı karşısında bulunduğunu gösterdiği gibi, bu noktalar değerlendirildiği zaman ortaya beklenmedik (ve bazılarınca bugün bile halâ ayırdına varılmamış olan) sonuçlar çıktı. İşte bu yapıtın asıl amacı, Türk okuyucuların bu sonucu dikkatle kavramaları ve üzerlerinde düşünmelerine hizmet etmektir.
|
Asıl K. E.'nin Pestalozzi, Dewey, Kerschensteiner gibi Batı eğitimcilerinin düşünlerine göre kurulmuş eğitim sistemlerinden alınarak açılmış okullar değil, onlardan (bilinmesi Türkiye için çok önemli olan) bazı temel noktalarda ve ayrıca nicelik ve nitelik bakımlarından da değişik bir sisteme dayandığıdır.
|
K. E.'leri yanlızca bir okul, her köye bir öğretmen yetiştirecek birer öğretmen okulu değillerdi. Eğitim ile toplum arasındaki karşılıklı ilişki konusunda, Türk düşünürlerinin çok iyi bildikleri ve çıkar yolu bulunmayan bir sorunun, hiç bir ülkede eşi görülmemiş bir şekilde çözümlenmesinin gerektirdiği yepyeni nitelikte bir eğitim sistemi idiler.
|
Bireyi etkileyen eğitimsel ortamı oluşturan maddi uygarlığın kendisi çağdaş olmadıkça, ne toplum nede birey çagdaş uygarlığı temsil edebilir.
|
Her maddi uygarlık biriminin kendine göre bir "eğitimsel değer ağırlığı" vardır. Maddi uygarlığın bir birimi ne ölçüde çağdaş uygarlığı temsil ederse, onun "artı bir değer ağırlığı" vardır ve çağdaş yaşama uygun bir bireyin yetiştirilmesinde o ölçüde rol oynar. Öte yandan, bir uygarlığın çağdaş uygarlığa yabancı ve onunla uyuşamayacak birimlerinin "eksi eğer ağırlıkları" vardır. Yani, bu birimlerin eğitimsel etkilerinin yenilmesi, çocuğun çağdaş yaşama uygun bir yönde gelişmesini sağlamak için, bu eksi değerlerin çağdaş karşıtlarının yokluklarının giderilmesini gerektirir.
|
Bir bireyin yaşam amaçlarına rasyonel olarak varabilmesi için seçeceği iş ve meslek konusunda deneyimi ve bilgisi olması ön koşuldur. Genç kuşaklara iş dünyasını açacak ve bireyin meslek seçimini rasyonel bir şekilde kararlaştırabilmesini sağlayarak bir eğitim sistemi kurulması gerekir.
|
El işleri ve el sanatları eğitiminde aile, din, siyasal sistem gibi birimler önemli bir rol oynamaz. Gözlem yapma, soyutlaştırma yetenekleri, zihnin ve bedenin işbirliği, yaratıcılığı ölçme olanakları en çok ve en iyi bu derslerde elde edilir.
|
1937'de, sonradan Çifteler adıyla tanınan yerde ilk deney merkezi kuruldu ve "Proto-Köy Enstitüsü" diyebileceğimiz ilk kurum burası oldu. Buna koşut olarak, bir bakıma buna eş, bir bakıma da başka bir deney merkezi olarak Kızılçullu kuruldu. İşte bu iki kurumu karşılaştırmak, Kemalizm ilkelerine göre yapılan bir eğitim deneyi ile, Batı "progressif" eğitimine göre yapılan bir eğitim deneyinin hangisinin Batı uygarlığı ideallerine uygun bir toplumsal evrimin gerçekleştirilmesini sağlayabileceğini bize gösterecektir.
|
Kızılçullu'nun metodolojisi "çırak" yetiştirme ve çağdaş uygarlığın maddeleriyle sürekli olarak temas durumunda olma eğitim metodolojisinin tersidir. Gerçek teknisyenler ve piyasada başarılı girişimciler yetiştirmeyen sanat okullarında olduğu gibi, burada da üretim konusuna yaklaşım yanlızca öğrenciyi geliştirmeyi amaçlıyan, akademik bir görüştü.
|
Kızılçullu'da uygulanan yöntemin tam tersine, Çifteler öğrenme metodolojisi üzerinde durur. Sorun çözümleme yada üretim tüm Enstitü'nün çalışma eksenidir. Çoğu kez, yanlız öğrenciler değil, öğreticiler de bir çok "bunalım" durumlarında bilgilerini, deneyimlerini, becerilerini seferber etmek, yani bilimsel yolu ayrımına varmadan uygulamak ve alışkanlık haline getirmek zorunda kalmışlardır.
|
Kızılçullu'da yapıldığı gibi, ağaç dikme tekniğini göstermek ve öğretmek için yeterli sayıda bir iki fidan dikmek yerine, Çifteler'in öğreticileri ve öğrencileri, yüzlerce, yüzbinlerce ağaç diktiler. Bu, bir bozkırda ağaçsız yaşama alışkanlıgını ortadan kaldırmak için gerekli olandı.
|
Çifteler'deki arayışların amacı, geleneksel eğitimin hem ilk, hem orta aşamalarına yönelik, kitlesel bir çözüm yolunun araçlarını hazırlamak olmuştur (örgüt, para ve eğitim konularında gerekli). Başka bir deyişle, yeni eğitimin amacı, tek tip bir idealist ya da üstün insan yetiştirmek değil, çağdaş bir iş bölümünün gerçekleştirilmesini kolaylaştırmaktır. Bu, Kemalist devrimin özlem ve gereksinmeleri ile uyum içinde olacak türlü kişilikler ve meslek adamları yetiştirmek demektir.
|
17 Nisan 1940'da Köy Enstitüsü Yasasının kabulü ile bu deney aşaması şekil bakımından sona erdi. Köy Enstitüleri'nin gelecekteki gelişmesinin modeli Çifteler oluyordu.
|
Öğrencilerin, Enstitü yönetimi ve öğretmenlerle kendi aralarında rasyonel bir yaşam şekli kurdukları andan başlayarak, Eğitmen ve Çifteler deneylerinde görülen olayın eşi ortaya çıktı; çocukların o zamana kadar neredeyse hapsedilmiş bir durumdaki enerjileri tüm gücüyle patladı ve öğrenme yoluna döküldü.
|
Çifteler'in açtığı çığırda olduğu gibi, K. E.'nin programlarının üç yönü vardı: Öğretim programı, yeni deneylerin yaşanması, sorun çözümleme yöntemlerinde alışkanlıklarının kurulması.
|
K. E. ile bağlantı kuran herkesin herseyden önce ve hemen ayrımına varacağı gerçek, bunların yepyeni değerleri olan bir toplumu emzirip büyütmekte olduğudur. Bu toplum, diğer okul toplumları gibi kendi içine kapanmış, dış dünyadan ayrılmış, kendi içinde büyüyen bir toplum değildi. Bu toplumun dışarıya doğru büyüme ve yayılma gücü o kadar canlıydı ki, eski toplumla bir çok noktalarda karşılaşılacak ve çatışacaktı. Bunu yaparken, eski toplum değerlerinin gücü karşısında erimedi, yada onlarla uyuşup, kaybolmadı.
|
Demokrat düşünceli ve öğrenim görmüş birçok kişinin bile başıboş hareketlere ve memur baskısına boyun eğmeyi bir alışkanlık haline getirdiğini, ilkeler uğruna bu gibi hareketlere karşı başkaldırmak şöyle dursun, kendi çıkarı adına bile ses çıkarmadığını düşünürsek, bir K. E. öğrencisinin bir ilke uğruna inatla bir sorunu izlemesi, halkın yasal hakları düşününün ne kadar ciddiye alındığının kanıtıdır.
|
Tüm yazılarda köylü deyimi uluorta kullanıldığı halde, Enstitülerin yazılarında kentli deyiminin kullanıldığı görülmez. Yazılarda üzerinde durulan köylü yada kentli değil, "ağalar", "şarlatanlar", "tefeciler", "züppeler", "bürokratlar" ve bunlar gibi tiplerdir. Bunların tümü, ister köylü ister kentli olsunlar, ulusa ve halka zarar veren kişilerdir.
|
Ulusçuların (milliyetçilerin) ulusçuluğu ile K. E.'ndeki ulusçuluk arasındaki ayrım, birincilerin yapmadan söylediğini, ikincilerin söylemeden yapmalarıdır. K. E. hareketi gerek düşünce biçimi, gerekse ilgi alanları bakımından tümüyle ulusal bir hareketti. Bu tutum, kültürün yerel kalmış birçok yanının ulusallaşmasına hizmet etmiştir.
|
K. E. öğrencileri cinsel içgüdüler ve cinsel üreme konularının öğrenilmesi ve tartışılmasında kent toplumu öğrencilerinden daha yüksek bir düzeye ulaşmışlardır. Enstitülerdeki öğrenciler, cinsel ilişkilerin psikolojik ve sosyolojik yanlarını olduğu kadar moral yönlerinide anormalliklere düşmeden tartışma yeteneğini göstermişlerdir.
|
(1942 tarihli) Yasanın özgünlüğü ve ayrıntıları köy eğitiminin amacı ve içeriğine yeni bir görüş getirmis olmasından kaynaklanmaktadır. Bu görüşe göre, amac okuma yazma öğretmek değildir. Eğitimin amacı, yalnızca halkı "aydınlatmak" yoluyla okur yazar yapmak, yada halka ulusculuk aşılamak, hatta "pratik bilgiler" vermek de değildir. Amac, köy toplumunun ekonomik ve kültürel yaşamına çağdaşlaştırıcı değişmeler getirmektir. Üzerinde asıl durulan, teknik ilerlemedir.
|
Tonguç'un ilkelerinden biri "başarılı bir saldırı, tüm generaller yitirilirse bile çökmeyecek şekilde hazırlanmış saldırıdır" diye özetliyebileceğimiz bir ilkeydi. K. E. hareketine katılmak isteyenlere, karşılık beklememelerini, her zaman daha kötü bir karşılaşmaya hazır olmalarını salık verirdi, işte simdide sorun buydu: Tüm Enstitü ordusu yok edilebilecek, yada teslim olacakmıydı?
|
Tam altı yıl bile denemeyecek bir sürede (ön denemeler dönemini de katarsak onbir yıl diyebiliriz) K. E.'leri, eğitim, hukuk, yönetim, kültür ve düşün yaşamı üzerinde çok az kişinin ayırdına vardığı bir ölçüde etki etmişlerdir. Bu etkiler, Enstitüleri yıkan geri tepkiye karşın da sürmüştür. Onlar, ...... en karanlık yıllarda bile, yeni bir tipin örneği olarak direnmişler; Türk evriminin tarihinde çoğu kez görüldüğünün tersine, dağılıp kaybolmamışlardır.
|
Eğer eğitim, toplumsal değişme kaldıracı olarak kabul edilirse, Tonguç'un soruna verdiği şekle göre, eğitimin belli başlı görevleri şunlar olacaktır:
|
1. Öğrenim, çevresindeki çağdaş olmayan maddi koşullarla çarpışmaya zorunludur.
|
2. Çevrede çağdaş maddi birimlerin bulunmayışı karşısında, bu noksanlığı kendisi gidermek zorundadır.
|
3. Çağdaş yaşamın zorunluklarıyla uyuşamayacak hareket şekilleriyle ve bunların, eğitim işlerine egemen olan eski kuşaklar üzerindeki etkileriyle çarpışmak zorundadir.
|
4. Eğitim, çevrede edimsel olarak bulunmayan çağdaş uygarlığın temsilcisi sayılarak, o uygarlığın düşünsel temellerini öğrenciye vermek zorundadır. Bu temelleri, asıl olanlarla, tarihsel koşullarla gelip geçecek ve değişecek olanlarını birbirinden ayırabileceği bir düzeye getirerek, öğrenciye bildirmek gerekir.
|
5. Türk halkının Türk ve İslâm kalıtını, romantizme düşmeksizin, değerlendirebileceği şekilde benimsemesini öğrenmesi; gelenekleri, geleneksel olmayan araçları kullanarak yaratıcılığı harekete geçirerek aşması gereklidir.
|
6. Çağdaş öğretim alanlarında gerekli olan genel teknik ve mesleksel eğitimin verilmesi, bu eğitimin okul çıkışlılara, onların iyi işleyen bir ekonomik sistemdeki boş yerleri yanlız doldurmakla kalmayıp, böyle bir sistemin kendisini kurma ve örgütleme düzeyine onları getirecek şekilde sağlaması gereklidir.
|
7. Son olarak, eğitimin bu görevlerinin manevi, kültürel, psikolojik, sosyolojik ve pedagojik yönleri üzerinde gereken tüm araştırmaların yapılması gerekir.
|
TÜRKİYE'DE KÖY ENSTİTÜLERİTonguç'un birçok şeyi herkesten daha aydınlık olarak çok önceden görmüş olması, K. E.'ni yanlızca Tonguç'un yaptığı anlamına gelmez. Kendisinin sürekli olarak yinelediği gibi, K. E. ve onunla ilgili deneyler kollektif bir üründü. Tarihsel, uluslararası ve insancıl bir işti. Bu iş başarılı oldu, nedeni bunların tümünün katkısından yararlanılmış olmasıydı.
|
Dr. Fay KIRBY'in değerli anısına
|
saygıyla
|
Köy Enstitüleri 2000, İzmir, 17. Nisan 2002
http://www.koyenstituleri.de/ke_t/t_mp.html adresinden alınmıştır |